HALKIN BİRLİĞİ: EMPERYALÝST DEVLETLERÝN TÝCARETÝ DENETLEDÝÐÝ DÜNYA TÝCARET ÖRGÜTÜ...

EMPERYALÝST DEVLETLERÝN TÝCARETÝ DENETLEDÝÐÝ DÜNYA TÝCARET ÖRGÜTÜ...
Ýkinci Dünya Savaþýnýn ardýndan baþýnda ABD’nin bulunduðu batý  emperyalist  devletleri politik,askeri,ekonomi ve ticaret alanlarýný denetimi altýna almak ve egemenliklerini pekiþtirmek ve yeni sömürge ülkeleri bin bir baðla kendilerine baðlamak için ve durumu kendi lehlerine saðlamlaþtýrmak amacýyla yeni örgütlenmelere yöneldi.   Bu kapsamda hem savaþ sonrasý yýkýntýlarý emperyalist ülkeleri  bir þemsiye altýnda toplamak ve hem de yeni sömürge ülkeleri daha kolayca  denetim altýnda tutmak amacýyla  “olaylarýn” tekrar yaþanmasýný önlemek amacýyla yeni bir sistem oluþturuldu. Nitekim “Bretton Woods Ýkizleri” diye anýlacak olan iki kurum kuruldu. Bunlardan ilki 1945 yýlýnda kurulan o zamanki adýyla Uluslararasý Yeniden Yapýlanma ve Kalkýnma Bankasý olan Dünya Bankasý; ikincisi ise 1944 (fiilen çalýþmaya 1947 yýlýnda baþlamýþtýr) yýlýnda kurulan Uluslararasý Para Fonu (IMF)’dur.
Dünya Ticaret Örgütü (DTÖ) ise bu sistemin üçüncü saç ayaðýný oluþturmaktadýr. Ülkemizde popülaritesi  IMF ve Dünya Bankasý kadar yüksek olmayan bu uluslararasý kuruluþ, uluslararasý ticareti serbestleþtirerek emperyalizmin kuralsýz sömürüsünü önünü açmakta ve ticaretin büyük emperyalist devletlerin egemenliði altýna sokmasýný saðlamaktadýr. Aslýnda DTÖ’nün kuruluþu II. Dünya Savaþý’nýn hemen sonrasýna tekabül etmez. O yýllarda Gümrük Tarifeleri ve Ticaret Genel Anlaþmasý–GATT (General Agreement on Tariffs and Trade) olarak karþýmýza çýkan DTÖ; 15 Nisan 1994 tarihli Nihai Senet ile kurulmuþ, GATT’ýn yerini almýþ ve 1 Ocak 1995’te fiili olarak uluslararasý arenada boy göstermeye baþlamýþtýr. Ancak; temellerini GATT’dan almaktadýr ve GATT’ýn devamý niteliðindedir. Bu açýdan DTÖ, 1994 yýlýnda doðmuþ ancak pek o kadar da genç olmayan bir kuruluþtur. DTÖ’nün 2007 yýlý itibariyle 151 üyesi bulunmaktadýr. Türkiye ve ABD’nin  1 Ocak 1995, Çin’in ise 2001 yýlýnda üye olduðu örgüte Rusya, Ýran ve Irak üye deðildir sadece gözlemci ülke statüsündedir.
GATT ve dolayýsýyla DTÖ üye ülkeler arasýnda ve yerli mallar ile ithal mallar arasýnda ayrým yapýlmamasý anlayýþýna dayanmaktadýr. Her türlü ayrýmcýlýðý reddeden söz konusu anlayýþ, GATT’ýn iki önemli prensibinde kendisini göstermektedir.
Ýlk ilke olan “En Çok Kayrýlan Ülke” hedefli hareket stratejisi ; (MFN: Most Favoured Nation Clause) üye ülkelerin ticari partnerleri arasýnda ayrým yapmamasýný zorunlu kýlmaktadýr. En basit ifadeyle; bir ülkeye uygulanan herhangi bir imtiyaz; anlaþmaya taraf olan tüm ülkelere de uygulanmak durumundadýr. Gümrük birlikleri, serbest ticaret anlaþmalarý gibi bölgesel ticaret anlaþmalarý söz konusu ilkenin dýþýnda tutulmaktadýr.
Ýkinci kural olan “Ulusal Muamele” ilkesine göre ise; yerli mallar ile ithal mallar arasýnda hiçbir fark gözetilmemektedir. Yerli mallara uygulanan vergi ve muameleler ithal mallar için de uygulanýr ve bunlarýn dýþýnda ithal ürünü yerli üründen ayýracak herhangi bir uygulama yapýlamaz. Yani aslýnda  emperyalist büyük devletlerle yeni sömürge baðýmlý ülkelere ayný yasa dayatýlýr. Eþitsizler arasýnda eþitlik  aranmaya çalýþýlýyor. Haliyle DTÖ esas olarak emperyalist  küreselleþmenin ticari alanda sýnýr tanýmazca hareketini yasal zemine oturtan bir kurumdur. Bu kurumda ABD baþta olmak üzere Batýlý emperyalist ülkelerin ayrýcalýklý ticari uygulama ve dayatmalarý söz konusudur. Bu  emperyalist ülkelerin  yönlendiriciliðinde propaganda edilen ‘dünya ticaretinin serbestleþtirilmesi’ yalaný bir yana, Afrika’da ve Hindistan-Çin gibi yüz milyonlarca emekçinin yoksulluk koþullarýna mahkum edildiði ülkelerde, aç ve yoksul kitleler yararýna deðiþim olmasý anlamýna gelecek her uygulama ve buna yönelik talepler her seferinde ayný güçler tarafýndan reddedilirken, ‘liberalleþme’ üzerine ikiyüzlü söylemden vazgeçilmiyor. Baðýmlý ve yeni sömürge ülkelerle emperyalist ülkeler arasýndaki iliþkilerin emperyalist ülkelerle uluslararasý tekeller yararýna çok belirgin dengesizliði ve eþitsizliði saklanarak “küresel ticaret kurallarýnýn liberalleþtirilmesi”nden söz edenlerin istedikleri, baðýmlý yeni sömürge ülkeler tarýmý ve sanayisinin tümüyle kendilerine açýlmasý, gümrük vergilerinin tümüyle kaldýrýlmasý, tarým ve hayvancýlýk ürünlerine uygulanan kýsýtlý devlet desteðinin de tümüyle ortadan kaldýrýlmasýdýr. Bu dayatma, baðýmlý yeni sömürge  ülkeler tarým ve hayvancýlýðýnýn günümüzde olduðundan da daha beter düzeyde çökertilmesi-tahribata uðratýlmasý, üretim yapýlamaz duruma düþürülmesi, böylece bu alanda da dýþa baðýmlý bir “gýda rejimi” ve “tarýmsal düzen”in hakim kýlýnmasýdýr.
 ABD ve AB’nin baþlýca ülkeleri kendi ülkeleri tarým üreticilerine günde 1 milyar dolar destek saðlarlarken, geri ülkelere, sübvansiyonun ve ithalat vergilerinin kaldýrýlmasýný dayatmaktadýrlar. Böylece, “serbest ticaret” adýna baðýmlý ülkeler tarýmý ve hayvancýlýðýný daha kesin biçimde denetimlerine alacak, teknolojik-mali güçlerine ve ulaþým-iletiþim olanaklarýna dayanarak baðýmlý ülkelerin üreticilerini nefes alamaz hale getirebileceklerdir. ABD’li temsilcilerin DTÖ toplantýsýnda, Hint ve Çinli sözcülerin taleplerini reddetmelerinin ardýnda, bu ayrýcalýklý sömürü ve talan iliþkisinin sürdürülmesi kararlýlýðý durmaktadýr.
Gerçek o ki, adýna “küresel serbest ticaret” denilen kapitalist uluslararasý ticaret, emperyalist ülkeler ile uluslararasý tekellerin çýkarlarýný temel alan iþleyiþ yasalarýna sahiptir. “Küresel pazar”da hakim olanlar, yalnýzca kendi halklarýný deðil, dünyanýn tüm halklarýný da sömürmekte, ezmektedirler
DTÖ’nün dünya ticaretindeki rolünü anlamak için örgütün görevlerine bakmak gerekmektedir. DTÖ’nün baþlýca görevleri; DTÖ’yü oluþturan çok taraflý ticaret görüþmelerini yönetmek ve uygulamak, çok taraflý ticaret görüþmelerinde bir forum olarak görev yapmak, ülkelerin ticari anlaþmazlýklarýna çözüm aramak, ulusal ticaret politikalarýný denetlemek ve bu amaçlarla küresel ekonomik politika yapýmýnda görevli uluslararasý kuruluþlarla iþbirliðine gitmektir.
Bu çerçevede; dikkat çekici unsur ulusal ticaret politikalarýnýn denetlenmesi görevidir. DTÖ uluslararasý ticaretin aktörlerinin ticaret ile ilgili her türlü mecburiyeti bilmeleri gerekliliðinden yola çýkarak tüm ticari düzenleme ve politikalarýn olabildiðince þeffaf olmasýndan yanadýr. Söz konusu þeffaflýk ülkelerin DTÖ’yü ve üye ülkeleri kendi iç uygulama ve politikalarý hakkýnda bilgilendirmeleri ile DTÖ’nün ülke politikalarýný düzenli aralýklarla gözden geçirmesiyle saðlanmaya çalýþýlmaktadýr. Dünya ticaretinin en önemli dört aktörü olan AB, ABD, Japonya ve Çin’in politikalarý her iki yýlda bir gözden geçirilirken; bu süre ülkelerin dünya ticaretindeki paylarýna göre uzatýlmaktadýr.
Aslýnda DTÖ ulusal ticaret politikalarýnýn denetlenmesinden de öte ticari anlamda ulusal politikalarýn belirleyicisi durumunda olmaktadýr. Zira; DTÖ çok taraflý görüþmeler ve müzakereler aracýlýðý ile üye ülkelerin ticaret yasalarýný ve düzenlemelerini nasýl yapacaklarýnýn bir çerçevesini çizmektedir. Bu kapsamda; DTÖ’ye üye olan ülkeler kendi politikalarýný DTÖ kurallarý çerçevesinde þekillendirmekte ve kurallarý ihlal edecek herhangi bir uygulamaya gidememektedir. Aksi durumlar yine örgüt içinde oluþturulan “anlaþmazlýklarýn halli” mekanizmasý dahilin de çözümlenmektedir. Bir nevi mahkeme iþlevi gören mekanizma; üye ülkeler arasýndaki anlaþmazlýklarý çözmek, arabuluculuk yapmak ve uzlaþtýrma saðlamakla görevlidir ve panel kurma ve kararlarýn uygulanmasýný gözetme gibi konularda yetkilidir.
Sonuç olarak; GATT ile ilk kez kurulan uluslararasý ticaret sistemi, DTÖ’nün kurulmasýyla geliþtirilmiþ ve çok taraflý ticaret sisteminin kurallarýný meydana getirmiþtir. Oyunun kurallarýný belirleyen ve söz konusu kurallarýn uygulanýp uygulanmadýðýný kontrol eden DTÖ, bu özelliði ile çok taraflý ticaret sisteminin tek yasal ve kurumsal organý haline gelmiþtir.  Kuruluþundan bu yana rekabeti bozucu, ticareti kýsýtlayýcý engellerin kaldýrýlmasý yönünde çalýþan Örgüt dünya ticaretinde önemli artýþlar yaþanmasýný saðlamýþ ve ülkelerin kendi rýzalarýyla ticaret politikalarýný belirlemede söz sahibi olmuþtur. DTÖ’ye üye olmakla ülkeler, uluslararasý ticaret politikalarýný kendileri belirlememeyi taahhüt etmiþ olmaktadýrlar. Kýsaca; ülkeler milli ticaret politikalarýný belirlerken sadece kendi çýkarlarýný deðil DTÖ kurallarý da göz önünde bulundurmaktadýrlar. Bu durum ise DTÖ’nün dünya ticaretindeki rolünü her geçen gün daha da arttýrmaktadýr.

В тази бележка:

Никой.